Yeniceoba Gazetesi

Bölgenin Nabzı

YENİCEOBA’NIN TARİHİ

Tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapan Yeniceoba Mahallesi farklı kültürden birçok insanın buluşma noktasıdır. Yenice Mahallesinde bulunan Hititlerden kalma taş lahitler Yeniceoba tarihinin Hititlere kadar gittiğini kanıtlar niteliktedir. Yeniceoba da daha sonra Frigyalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi birçok kavimler yaşamıştır. Yeniceoba da Tekmezar ve KüçükKartal yaylalarından Osmanlılardan kalma mezar bulunmaktadır. İlk yerleşimin ve şehrin kuruluşunun Roma İmparatorluğu devrinde olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca, Yeniceoba Lisesi’nin inşaatı sırasında bulunan aslan heykelleri ise Yeniceoba Mahallesi’nin bulunduğu bölgede Selçuklu Devrinde yerleşim olduğunu göstermektedir.

Yeniceoba 1913 yılında, idari yapılanmadan sonra Kadıhanı kazasına bağlanmış ve Yeniceoba’da ilk kez belediye teşkilatı kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nde 1926 yılında, yapılan değişiklikle Cihanbeyli ilçesine bağlanmıştır. Cumhuriyetin kurulmasıyla devletin idari teşkilatında meydana gelen değişikliklerden sonra 30 Mayıs 1926 tarihinde Yeniceoba Nahiye Teşkilatı ve Belediye Teşkilatı kaldırılarak, Yeniceoba Muhtarlığa dönüştürülmüştür. 13 Kasım 1955 tarihinde Yeniceoba’da Belediye Teşkilatı tekrar kurulmuştur. Yapılan son mahalli idari değişikleriyle beraber Yeniceoba mahallesi olarak Cihanbey’li ilçesine bağlı olmuştur.

Yeniceoba’nın kültürel mirasına bakacak olursak, 7 adet Kültür ve Turizm Bakanlığından tescilli arkeolojik sit alanı ve bir adet tarihi konak bulunuyor.  Bunlar; Karacayusuf  Höyük, Celildağı Örenyeri, İnler Tepesi Örenyeri, Gültepesi Örenyeri, Küçükçat Örenyeri, Mehmettepe Höyüğü, Yeniceoba Höyüğü ve Ahmet Kart Konağı’dır.

Yeniceoba’nın giyim kültürüne bakıldığında, 1925 yılından önce kadınlar; üç etek, cepken üstüne yelek giyer, bellerine kuşak bağlar ve ayaklarına lapçin giyerlerdi. Başlarına tas, tasların üstüne tülbent takarlardı. Erkekler cepken, elde yapılan yünden pantolon giyer, ayaklarında çarık bulunurdu. Fes giyerler, ancak yaşı geçkin olanlar fes takmaz ve başlarını lapçinle bağlarlardı. Kız ve erkek çocuklar fistan denilen uzun elbiseler giyerdi.

Kasım 1925’te Şapka Kanunu ile tas ve fes yerine kadınlar tülbent ve erkekler fötr şapka kullanmaya başlamışlardır.  Bölge insanında zamanla değişimler gerçekleşmiş, 1950’li yıllarda kadınlar basma kumaştan dikilen paçaları geniş şalvarlar ve gömlekler giymeye başlamışlardır.  Gün geçtikçe bu giyim tarzı iyice oturmuş, zamana ve modaya göre kullanılan  kumaşta değişimler olmuştur.