Yeniceoba Gazetesi

Bölgenin Nabzı

Hukuk Devleti ve Avukatlık mesleği

  Hukuk Devleti : Hukuk Devletinin Tanımı Hukuk devletinin birden çok tanımı olmakla beraber en temel tanımı, faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlayan, yönetimde keyfiliğin egemen olmamasını sağlayan ve kendisini hukukla sınırlayan devlet demektir. Modern demokrasilerde ve gelişmiş batı ülkelerinde Hukuk devleti tanımına  en yakın hukuk sistemleri mevcuttur. Anayasamızın Cumhuriyetimizin niteliklerini belirleyen 2. maddesine göre, “… Türkiye Cumhuriyeti… insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir Anayasa Mahkemesi de  hukuk devletini, “İnsan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu adil bir hukuk düzenini kuran ve kendini bunu devam ettirmekle yükümlü sayan, bütün işlemleri ve eylemleri yargı denetimine tabi olan devlet” şeklinde tanımlamıştır. Bu tanımda da vurgulandığı gibi, idarenin tüm işlem ve eylemlerinin yargı denetimine bağlı olması, hukuk devletinin olmazsa olmaz koşuludur. Nitekim Anayasamızın 125. Maddesinde, “idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmü yer almaktadır.

                          Hukuk devletinin üzerine inşa olunduğu temel hak ve özgürlüklerin en önemlilerinden biri, gerek uluslararası sözleşmeler ve gerek Anayasa ve yasalarda yer almış bulunan “savunma hakkı”dır.

                                  Kişilerin doğru ve adil yargılanma hakkı Anayasalar ve kanunlarla güvence altına alınan, uluslararası hukuk metinlerinde de yer alan temel haklardan biri ve belki de en önemlisidir. (İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 8-11; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m. 6/3; Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler -Havana Kuralları- m. 1)

                          Anayasamız savunma hakkından “hak arama özgürlüğü” kavramı içerisinde söz edilmektedir. Anayasamızın 36. maddesinin 1. fıkrasında “herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadIr    

                       Devlet savunmaya güçlü bağımsız bir konum sunarak otoritesini sınırlar. Hukuk Devletinin özü, devlet otoritesinin adalet esasına göre sınırlandırılmasıdır. Avukatlığın hukuki konumu ile devlet ve toplum düzeni arasında sıkı bir bağlantı bulunmaktadır. Avukata tanınan bağımsızlık, devletin her bir vatandaşının özgürlük alanını koruma isteğiyle doğru orantılıdır. Kurumsal anlamda bağımsız avukatlık, Hukuk Devletinin hedeflediği hukukun gerçekleştirilmesi amacına hizmet etmekte olduğundan Hukuk Devletinin vazgeçemeyeceği temel unsurlardan biridir. Alman Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında vurguladığı gibi devlet kontrolü ve vesayeti bağımsızlık avukatlık ilkesi ile bağdaşmaz.Demokratik hukuk devletinde avukat, yargının taşıyıcı bir unsuru (destekcisi) değil, yargıç ve savcıların yanında, hak arayan vatandaşların danışmanı ve temsilcisi olarak adaletin gerçekleşmesi mücadelesinde önemli görevler üstlenen bir kişidir.

  Avukatlık:  Avukatlık; hukuksal yardım isteyen kişiye yazılı veya sözlü olarak yardımda bulunan, özel eğitim almış hukukçunun yaptığı iştir. Meslek olarak kamu yararına çalışma olgusu ağır basmaktadır. Ana Britannica Ansiklopedisi tarafından benimsenen tanıma göre, “Avukat hukuki sorunlarda görüş bildirmek, hukuki belgeleri düzenlemek, resmi dairelerde ihtilaflı işleri izlemek, mahkemeler ve hakem kurulları önünde gerçek ve tüzel kişilere ait hakları savunmak, yasaların ve hukuk kurallarının yargı mercileri ve öteki resmi mercilerce tam olarak uygulanmasına yardımcı olmak üzere hukukçuluk mesleğini yerine getiren” kimsedir.

                                Avukatlığın Ülkemizdeki Tarihçesi : Ülkemizde savunma 16.yy da belirmeye başlamıştır. Avukatların Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ilk görünümü dilekçe yazan, yol gösteren, akıl veren “arzuhalci”lerdir. Ancak arzuhalcilik dışında işlerde çalışan kişiler de yargıya olan yakınlıklarını kullanarak savunma-avukatlık-iş takip etme yoluyla faaliyetlerde bulunmuşlar ve savunmaya benzer görevler üstlenmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu bir İslam devleti oluşu nedeniyle avukatlık, vekillik yönüyle başlamış ve gelişmiştir. Osmanlı’da (İslam Hukuku’nda) kadı davaya bakarken, bir taraf gelmese dahi davaya bakmak zorunda olup; bunu gelmeyenin yerine vekil atayarak yapardı. Bu atama işlemleri zamanla kadı’nın yakın çevresinde az çok hukuku bilen ve bu işi meslek edinen kişileri yarattı.

                      Molierac Avukatlığı tanımlarken: Görevimizi yaparken kimseye,ne müvekkile,ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz.Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz.Fakat hiçbir hiyerarşik üst te tanımıyoruz.En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur.Avukarlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı demiştir.

                        Bir hukuk devletinde hukuka uymak sadece vatandaşlar için değil, devlet için de zorunludur. Anayasa Mahkemesi de hukuk devletinin tanımını birden fazla şekilde yapmıştır. Bunlardan birisi de, “yönetilenlere en güçlü, en etkin ve en kapsamlı biçimde hukuksal güvencenin sağlanması, tüm devlet organlarının eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olması”dır.

                       Modern Hukuk devletlerinde kimse suç işleme özgürlüğüne sahip değildir.Ayrıca kimse ceza sorumluluğundan bağışık değildir.Ceza hukukunun temel prensiplerine göre makul ve ciddi şüphe  ve kanıtlara bağlı olarak suç isnadı altındaki herkes elbette ki soruşturulacak ve yargılanacaktır.Ancak tüm soruşturma ve kovuşturmalar hukuk kurallarına uygun olacaktır.İşte tam da bu noktada Avukatlar Hukuk devletinin en büyük güvencesidir.Avukatlar hak arama özgürlüğünün savunma hakkının ve hukuk devletinin en temel güvencesidir.Yargının kurucu unsuru olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ederler.Adaletin temeli savunmadır bunu da sağlayan Avukatlardır.

                         Hukuk devleti olmanın temel koşulu bağımsız yargı olup bunu da sağlayan avukatlardır.Savunma hakkına önem verilmeyen yerde adaletin tecellisi mümkün değildir. Avukat, mahkemenin emrinde, hizmetinde değildir ve mahkemeden talimat alması, ona tabi olması düşünülemez. O sadece hukuka tabidir. Ancak bu şekilde avukat işlevini gerektiği şekilde yerine getirir. Hukuk devleti olmakta bunu gerektirir. Bu yüzden mahkemenin, duruşmanın disiplinini sağlamak konusunda alacağı önlemler avukata karşı olduğunda sınırlıdır.

                   Hak arama özgürlüğünü ve savunma hakkını somutlaştıran ve pekiştiren kurum, avukatlıktır. Bir başka deyişle avukat, halkın hak arama özgürlüğünün teminatıdır.Hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulu olan bağımsız yargı, yargının olmazsa olmaz koşulu olan “savunma” ile anlam kazanır. Savunma “sav-savunma-karar” üçgeninden oluşan yargının vazgeçilmez öğesidir. Adaletli bir yargılamanın varlığı ancak avukatın etkin katılımıyla sağlanabilir. Bağımsız savunma olmaksızın, bağımsız yargıdan asla söz edilemez. “Adil yargılanma” ve “adalete erişim” haklarının en büyük teminatı bağımsız savunmadır saygılarımla.