Yeniceoba Gazetesi

Bölgenin Nabzı

Hayata ve insana Eğitimle Dokunabilmek

Bir ülkedeki eğitimin kalitesi, öğretmen kalitesinden daha farklı değildir. Öğretmenlerin dokunduğu bir hayatın niteliği, eğitimde, toplumsal yapıdaki yansımasının bir tezahürü olacaktır.

Hayatın her alanına dokunabilen, mesleğinin bilgisine haiz, çocuklarla ve gençlerle sevgi dolu bir dünya kurmuş bir öğretmen istikbale ve insana açık demektir.

Çocukları sadece elindeki kitapları ezberletmeye koşullandırmayan, basmakalıp bir sistemin üstünkörü yansıması olmayan, doğaya ve insana dair hayal dünyasını genişletmeye çabalayan öğretmenlere ihtiyacımız vardır.

İçinden geçtiğimiz şu zorlu şartlar, özellikle Mart 2020’den bu yana, değerlendirildiğinde “öğretmenlere” , hakkıyla vazifesini yapan eğitim ordusuna ihtiyaç vardır.

İnsanlığı, emeği, sabrı, tevazuu ve bilgiyi harmanlayan eğitimcilerin şu süreçte yapacağı en önemli şeydir işini tutkuyla yapmak.

Biz öğretmenlere düşen en önemli şey; çocuklarımızın hayallerini öldürmeden, onlara güvenerek, gerçekten yapabileceklerine inanarak onları yaşama hazırlamaktır.

Kendini eğitimci olarak gören ama tek yaptığı, hüneri, çocukların hayal dünyalarını öldüren, “sen yapamazsın” diyerek onları hayata küstüren şahısların bir eğitimci olarak nitelendirilmesi namümkündür.

Şimdi çocuklarımız, anne babalarından ziyade muallimlerini örnek alıyorlar. Bu cihetle baktığımızda, yaptığımız işin ne derece önemli olduğunu bir kere daha vurgulamak istiyorum.

İçinden geçmekte olduğumuz şu sıkıntılı süreçte çocuklarımızın sadece eğitim durumları değil, psikolojik, sosyal ve insani tüm değerleri takibe, tahlile ve ilgiye muhtaçtır.

En başta evlerimizde, çocuklarımıza birer rehber ve danışman olmakla, sorunlarına anne ve baba olarak samimi, empati kurarak yaklaşmak ve sorunlu süreci atlatmalarına yardımcı olmalıyız.

Okul durumlarını gözetmekle beraber daha önemlisi onların içinde bulundukları halleri gözeterek, sorunları rahatça atlatmalarına yardımcı olmalıyız.

Yargılayan, azarlayan, kendi dünyamızda  yaşamadıklarımızı yapamadıklarımızı hayal ve ideallerimizi değil,  “empati” ile onları algılama ve anlamaya yönelik bir pozisyonda bulunmalıyız.

Özellikle sınav sürecinde olan (8 ve 12. sınıflar)  öğrencilerimiz ile uzun yıllardır iç içe olan bir eğitimci olarak, son bir yılda sınavın çocuklarımızda ciddi bir travma yarattığına şahit olmaktayız.

Bize de burada düşen  çocuklarımızın attığımız adımları, her hareketimizi sevgiyle takip ettiklerinin farkında olduğumuzu fark etmek ve ona göre tavır geliştirmektir.

18 yıldır Cihanbeyli’de eğitim ve insanla iç içe olan birisi olarak söylenecek o kadar çok şey var ki…

Fakat biz bölge halkı olarak eşyaya, mala, mülke, makama ve sosyal çevreye verdiğimiz değeri ne zaman ki çocuklarımızın eğitim sürecine, onların ruhi ve sosyal takibine de veririz, işte o zaman inanın çok şey değişecektir.

Biz hızla akıp giden bu yaşamın içinde, kendi şahsi hayatımızın olanaklarını arttırıp, rahatlama derdine düşmüşken, evlatlarımızı unutup, yarattığımız dünyada, meselelerin içinde kaybolursak, ileride çocuklarımızı da kaybedebiliriz.

Çocuklarımızın ve gençlerimizin sınırsız hayal güçlerine, cesaretlerine, ideal ve arzuladıkları mesleklere kavuşabilmeleri yolunda engel değil destek olmak niyetiyle…

İnsan, hayaline emek, cesaret, hayal gücü ve bilgisi ile ulaşır.