Yeniceoba Gazetesi

Bölgenin Nabzı

Beslenmenin Önemi

Günümüzde birçok hastalıktan korunmak ve sağlıklı kalmak için doğru ve sağlıklı beslenmek çok önemlidir. Hemen hemen herkes bu konuda olabildiğince hassas davranarak yediğine içtiğine dikkat ediyor. Peki gösterilen bu hassasiyet tek başına sağlığımızı yüzde yüz korumaya yetiyor mu? Maalesef hayır. Aşağıdaki fotoğraflardan da anlaşılacağı gibi havanın ve su kaynaklarımızın kirliğinin gün geçtikçe artması, hormonlar ve yanlış ziraai ilaç kullanımı, kimyasal tatlandırıcılar, katkı maddeleri, genetiği değiştirilmiş ve raf ömrü olan paketli gıdalar vücudumuzda toksin birikimine neden olarak sağlığımızı olumsuz etkilenmektedir. Toksinler bağırsak florasını etkilediği için vücuttaki tüm sistemlerin farklı işlemesine, bazen işlevini yitirmesine sebep olabiliyor. Bu da kuşkusuz ki kronikleşen rahatsızlıklara, dolayısıyla yaşam kalitesinin düşmesine neden oluyor. Hatta çok daha ciddi rahatsızlıklar meydana gelebiliyor.

Vücutta işe yaramayan ya da zehir etkisi yaratan, bu nedenle vücudun dışarı atmaya çalıştığı maddelere toksin adı verilir. Toksinler yalnızca dışarıdan alınmaz; vücutta da oluşturulabilir. Örneğin nefes aldığımız sürece karbondioksit üretir ve nefes verdiğimizde bunu dışarı bırakırız. Dolayısıyla toksinler farklı şekillerde oluşabilir; ancak vücut toksinleri mutlaka dışarı atmak ister.

Vücudumuzda toksin olduğunu nasıl anlarız?

1) Her yediğiniz yemekten sonra büyük abdeste çıkıyor musunuz?

2) 4-5 saat uyuyup uyandıktan sonra dinç misiniz?

3)Vücudunuzun kokusu güzel mi, sizi ve başkalarını rahatsız ediyor mu?

4)Vücudunuz esnek mi, ayak baş parmağınızla alnınıza dokunabiliyor musunuz?

5)Diz üzerinde veya bağdaş kurarak istediğiniz kadar oturabiliyor musunuz?

6)Tek bacak üzerinde 30-40 sn durabiliyor musunuz?

7)Rüyalarınızda tat, koku ve renk algılayabiliyor musunuz?

Eğer bir yada birden fazla hayır cevabınız varsa organlarımıza sağlıklı oksijen gitmediğinin ve organlarımızın temizlenmeye yani detoksa mutlaka ihtiyacı vardır !!!!

Detoks nedir?

Alınan bu toksinlerin dokularımıza zarar vermeden atılmasına detoksifikasyon, kısaca detoks denir. Vücudumuzda iki farklı detoks sistemi vardır. Birincisi antioksidasyon sistemi, ikincisi ise karaciğerin detoksifikasyon görevidir.

Antioksidasyon: Enerji sağlamakta temel madde oksijendir. Tüm hücrelerin buna ihtiyacı var, örneğin beyin hücreleri en fazla 3 dakikalık bir oksijensizliğe tahammül edebilir. Kötü haber radyasyon, kirlilik, virüsler, ilaçlar ve sigara gibi etmenlerle zehirli bir bileşik olan oksijen radikallerine dönüşür (serbest radikaller) ve bunlarda dokulardaki hücrelere kolaylıkla bağlanır. Bu bağlanma elektron alışverişi ile olur ve domino etkisi dediğimiz diğer bağlanmaları da tetikler.

Basit bir benzetmeyle ısırılmış bir elma nasıl açık havada çürüyorsa hücrelerde öyle yıpranır ve yaşlanır. Bu da bazılarımızın neden çabuk yaşlanıp bazılarımızın genç kaldığını açıklar. Birçok kronik hastalık bu oksidasyon stresine bağlıdır. Hem fiziksel hem psikolojik stres bu oksidasyonun artmasına sebep olur.

İyi haber ise; bu hasarları önleyecek bir sistemimiz var. Tek yapmamız gereken bu çürümeyi baştan engelleyecek besin eklerini almak. Her şeyden önce aldığımız oksijen daha kaliteli ve vücut sistemimiz de bunu engelleyebilecek düzeyde olmalı. Bu temel besin ekleri C, E ve B2 vitaminleri, biflavinoid, beta karoten, glutatyon, selenyum ve çinkodur. Bu maddelerin hepsi aynı anda zincirleme bir görev yaparak bu radikalleri organizmadan uzaklaştıracak hale getirir.

Karaciğer detoksifikasyonu: Detoksifikasyonun diğer önemli aşaması ise karaciğerde olur. Karaciğerde bulunan birçok enzim değişik yollarla vücuda giren toksik maddelerin atılımını sağlar. Toksinler önce vücuda zararsız veya daha az zararlı ara formlara dönüştürülür, sonra parçalanır. Birçok toksinin yağda erime özelliği vardır. Bazıları bağırsakla atılırken bazıları da suda eriyen hale getirilir; böylece böbrekten atılması sağlanır.

Sonuçta; vücudumuzda biriken bu toksinleri uzaklaştırmanın yani detoks un üç temel şartı var. Bu toksik maddeleri olabildiğince almamak, yanlış beslenme ya da hayat tazı nedeniyle vücudun oluşturduğu bu toksinleri vücuttan uzaklaştırmak ve bunu sağlayan temel organ olan karaciğerin yükünü azaltacak beslenme şeklini oluşturmak.

Gıda Yüksek Mühendisi İsmet KÜÇÜKDOĞRU