Yeniceoba Gazetesi

Bölgenin Nabzı

Abdüllatif Şener’in Büyükbeşkavak Ziyareti

Merhaba sayın vekilim. Öncelikle hoşgeldiniz. Müsaadenizle Yeniceoba bölge gazetesi adına size birkaç sorum olacak.

+Halkın nabzı ve anket sonuçları mevcut başkanlık sisteminden memnuniyetsizliği yansıtıyor ve mevcut iktidar iktidardan uzaklaştıkça uzaklaşıyor. Yeni iktidar adayı CHP’nin başkanlık sisteminden güçlendirilmiş parlementer sisteme geçişte yerel yönetimlere karşı tavrı ne olacak?

-CHP olarak sürekli ülkede demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini anlatıyoruz. Şu andaki mevcut sistem demokratik bir sistem değildir. Yetkilerin merkezileştiği, kurumlar arasında dengelerin olmadığı, denetimin ve hesap verebilirliğin olmadığı bir yapıyı yansıtıyor. O nedenle de Türkiye son dönemlerde uluslararası yayınlarda ve dünya demokrasi endeksinde demokratik ülkeler arasında gözükmüyor. Aksak demokrasiler içerisinde de gözükmüyor. Hibrit rejimler vardır, aksak demokrasi ile diktatörlük arasını tarif eder, Türkiye de son zamanlarda bu Aralıkta diktatörlüğe yakın noktada değerlendiriliyor. Bu da Türkiye’ye yakışan bir tablo değil. Türkiye’nin hızla demokratikleşmesi lazım. Bunun yolu da parlementer demokrasiden geçer. Unutmamamız gerekiyor ki yerel yönetimler ile ilgili kitaplarda yerel yönetimler demokrasinin beşiği olarak değerlendirilir. Çünkü yerel yöneticiler halk ile daha iç içedirler. Ülkenin demokrasi kültürünün güçlendirilmesinde belediyelerin vazifesi bu yüzden büyüktür. Belediyelerin güçlendirilmesi, yetkilendirilmesi CHP olarak savunduğumuz bir durumdur.

+Ben bir veteriner hekim olarak size bir soru sormak istiyorum. Bölgede farkettiyseniz fabrika ve üretim sektörü zayıf. Olan sanayi de tarımsal üretime dayalı bir sanayi. Fakat iktidarın tarım ve hayvancılık politikaları gün be gün tarım ve hayvancılığa kan kaybettiriyor. Hekimi olduğum 300 başlık bir işletmede hayvan başına günlük yem masrafı 150 lira. Ari bir işletme olarak 5.30₺ den süt satılmakta ve 150 lirayı 28 litre ortalama süt satışı karşılamakta. Bu da işletmeler için bir üst sınır. Artan maliyetler, akaryakıt zamları üretimi dar bir noktaya sürüklüyor. CHP iktidara geldiğinde tarım ve hayvancılıktaki bu daralma ve zararı nasıl tamir etmeyi düşünüyor? Ayrıca soruma bir ek olarak şunu da sormak isterim. Bulunduğumuz bölgede hayvan sayısı gün geçtikçe azalıyor. Ekili araziler azalıyor. Genç ve okumuş kesim köylerde durmak istemiyor, şehirlerde meslek öğrenmeye dayalı olmayan işlerde asgari ücrete çalışmak daha cazip geliyor. CHP iktidarı köylerdeki üretim ve yaşama dair hangi politikaları yürütecek?

-Bir kere Cihanbeyli ve etrafındaki mahalleler beraber değerlendirildiğinde burada ekonominin temeli tarım ve hayvancılık. Sanayiler de zayıf kalmakla beraber daha çok tarım ve hayvancılığa bağlı küçük sanayiler. Böyle bir ortamda ilk planda Türkiye’de iktidarın tarım ve hayvancılığı soktuğu zor durumu ele almak lazım. Belirttiğiniz gibi zamlı süt satış fiyatları dahi üretimi karşılayamıyor. Üreticiyi rahatlatmıyor. Üstelik girdi fiyatları da sürekli artıyor. Bitkisel üretimin tüm girdilerinde ciddi artış var. Elektrik, gübre fiyatlarında korkunç artışlar var. Önümüzdeki Mart Nisan aylarında vatandaşın tarlalara gübre atması lazım ama üretici korkunç fiyatlar karşısında çaresiz. Aslında devletin ne yapıp yapıp önümüzdeki sezonun gübresini ücretsiz dağıtması lazım. Yoksa Türkiye’deki tarımı bitirecek noktaya gelindi. Tabi gübre tek başına çare değil. Mazot fiyatları 14 lira gibi bir seviyeye dayandı. Tarım ilaçları fiyatları aynı şekilde çok yüksek. Bu yüzden sadece Konya’da cihanbeylide değil tüm Türkiye’de çiftçi çok zor durumda. Burada birinci problem hükümetin ithalatı çok seviyor olmasıdır. Bu ithalat dostu politikalar çiftçiyi sürekli zor durumda bırakıyor. Hükümet Türk çiftçisini beslemek yerine sürekli ithalat politikası ile Brezilya, Rusya gibi ülkelerin çiftçisini besliyor. Bu mantığı değiştirmek lazım. Üretimin iyi planlanıp ihtiyacın bu topraklardan karşılanması lazım. Bunun aynısı hayvancılık için de geçerli. İthalat politikalarının acilen değişmesi gerekiyor. Kurlardaki dengesizlik ithalat girdilerini de ciddi bir oranda etkiliyor. Bu yüzden ekonomik istikrarın sağlanması lazım. Sürekli yükselen kurun vatandaşa verdiği zarar ortadadır. Yine şunu da söyleyebiliriz. Tarım destekleri yetersiz kalmakta. Plan bütçe komisyonunda bu sene için (2022) 25 milyar Türk lirası doğrudan tarım desteği konuldu. Halbuki son üç senedir 22-25 milyar lira arasında değişmekte. Enflasyon yıllık %36 ile almış başını gitmişken geçen seneden bu seneye sadece %13’lük bir tarım desteği artışı söz konusu. Bütçede yandaş müteahhitlere yapılan paralı, hazine garantili işler için bütçeye konulan para Kasım ayında 42 milyar lira idi, onlar dövize endeksli olduğu için bütçe Meclis’ten geçmeden hazine garantili işler 80 milyara çıktı. Ama Çiftçinin desteği 25 milyar olarak kaldı. Hükümetin 5 müteahhiti 10 milyon çiftçiden daha önemli gördüğü ortadadır. CHP iktidarında milli gelirin %1’i düzeyinde tarımsal destek verileceğini söylüyoruz. Kısa zamanda da bunu kanunda belirtildiği üzere %2’ye çıkaracağız. %1 dediğimiz destek, 850 milyar dolar olan milli gelirin 8.5 milyar dolarının çiftçiye doğrudan destek olarak yansıtılacağıdır. Yani bu 120 milyar Türk lirasına tekabül etmektedir. Gördüğünüz üzere hükümet sadece kanunda belirtilenin %20’si kadarını çiftçiye yansıtmaktadır. Hükümet bu destekleri çiftçiye vermek yerine doğrudan ithalat ile yabancılara kazandırıyor. Bu destekler CHP iktidarında Türkiye’de üretimi cazip hale getirecek, karlılığı arttıracaktır.

+ Önceden siyaset yaptığınız akp den de biliyorsunuz ki Konya akp nin kalesi. Bugün bu kalenin bir köyünde bu kadar kalabalığı da CHP olarak toplamış bulunmaktasınız. Konya’dan her dönem de en az bir CHP milletvekili çıkmakta. CHP Konya gibi yerlerde halka ulaşmakta zorluk çekiyor mu, halkın size karşı tutumu nedir, daha fazla kitleye ulaşmak için Konya’da ne gibi çalışmalarınız ve düşünceleriniz var?

-Ben devamlı dolaşıyorum. Gördüğümüz şudur ki Konya 3-5 sene önceki Konya değil. Korkunç bir dip dalgası var. Önümüzdeki seçimde iktidarın çökeceğini düşünüyorum. Halkta ciddi bir rahatsızlık var. Son beş yıldır Türkiye’yi yönetme kabiliyetlerinin kalmadığı görülüyor. Yıpranmış, yorulmuş, heyecanı kalmamış, şahsi zenginleşme dışında kamusal menfaatlere ilgi duymayan, vatandaşın derdini sıkıntısını yüreğinde hissetmeyen bir hükümet var ortada. Bu zihniyetin ülkenin hiçbir sorununu çözecek vasfı şu an için yok. Zaten davranışları ve aldıkları kararlar ile bunu ortaya koyuyorlar. Bir gün söylediklerini ertesi gün tersini söylüyorlar. İstikrarlı bir programları yok ve bunu uygulayacakları güçleri de artık yok. Bunu vatandaş da hissediyor. Büyük bir sessizlik var. Bu sessizlik aslında şu anlama geliyor. Eskiden bangır bangır halk hakkını müdafaa ederken son 2-3 yıldır kimsede bu müdafaa yok ve söyleyen olsa bile etrafındakiler onu susturmaya çalışıyor. Bu korku imparatorluğunun eseridir ve bu korku artık yerini cesarete bırakmış durumda. Bizim sahada gördüğümüz bu. Yeni seçimlerde bu cesaret iktidarı değiştirecektir. Şimdiden ülkemize hayırlı olsun.

(Haber:Veteriner Hekim Sami Emre Yıldız)